Siyasetin doğasında "strateji" her zaman vardır; ancak Türkiye’nin ana muhalefet partisi CHP için bugüne dek bu strateji, çoğu zaman yalan, iftira ve çarpıtma eksenli bir çizgide seyretti. Millî çıkarlar söz konusu olduğunda bile takınılan o müstehzi tavır, "mavi vatan masalı" ya da "S-400’ler gereksiz" çıkışlarıyla hafızalara kazındı. Fakat bugünlerde rüzgârın yön değiştirdiğine dair ilginç sinyaller alıyoruz.
Bir Musibet Bin Nasihatten Evladır
İran-İsrail gerilimiyle birlikte bölgedeki ateşin kapımıza dayanması, CHP’de bir "aklıselim" uyanışına mı yol açtı? ABD ve İsrail’in barbarca saldırıları karşısında Özgür Özel’in net bir tavır alarak savaşı kınaması, ardından Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu’nun savunma sanayimize yönelik övgü dolu sözleri... Bunlar, alışık olduğumuz CHP tablosu için oldukça yeni ve "makul" renkler.
Peki, dün "Kim bize saldıracak?" diyenler, bugün nasıl oldu da savunma sanayinin önemini idrak etti? Atalarımız boşuna dememiş: "Bir musibet bin nasihatten iyidir." Görünen o ki, bölgesel tehditlerin somutlaşması ve "iç cephe" kavramının hayatiyeti, hayal dünyasında siyaset yapmanın artık bir sonu olduğunu gösterdi.
İllüzyonun Sonu ve Silivri Dersi
CHP içindeki bu dönüşümün bir diğer sebebi de halkın ve örgütün verdiği mesajlar olabilir. İmamoğlu’na destek için tüm Marmara ve Trakya örgütlerine talimat verilmesine rağmen Silivri’de toplanan kalabalığın 2 bini bile bulmaması, siyasi illüzyonun tükendiğinin kanıtıdır. Öte yandan, İran halkının zor günlerde ülkelerine sahip çıkma refleksi, Türkiye’nin karşısında konumlanmanın siyasi maliyetini CHP’ye hatırlatmış olabilir.
İhtiyatlı Bir Umut
Hava sahamızın fiili tehditlerle karşı karşıya olduğu şu kritik dönemde, Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu şey "ortak tavır"dır. CHP’nin bu olumlu sinyallerini elimizin tersiyle itmek doğru olmaz; ancak geçmişteki sabıkalı siyaset anlayışlarını bildiğimiz için bir "ihtiyat payı" bırakmakta fayda var.
Dileriz ki bu değişim, konjonktürel bir manevra değil, kalıcı bir devlet adamlığı duruşudur. Kuşku duyduğumuz için bizi mahcup etmeleri, ülkemizin birliği adına en büyük temennimizdir.