Türk basın tarihinin en "nev-i şahsına münhasır" figürlerinden biri olan Mine Kırıkkanat, geçtiğimiz günlerde yazarlığı bıraktığını açıkladı. Ayrılırken kurduğu cümle ise oldukça manidar: "Kötüler kazandı, pes ediyorum."
Hani imam, musalla taşındaki mevtanın son yolculuğunda cemaate döner de "Nasıl bilirdiniz?" diye sorar ya; Mine Hanım yazarlık defterini kapatırken birisi çıkıp bu soruyu sorsa, herhalde "İyi biliriz" diyeceklerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Kendisi toplumun geniş kesimleri tarafından "iyi" yad edilmeyen biriyken, giderayak "Kötüler kazandı" diyorsa, akıllara tek bir ihtimal geliyor: Demek ki kötülerin kendi arasında bir ihtilaf çıkmış!
Dame de Sion’dan Kalan Kibir Bakiyesi
Dame de Sion mezunu olması ve ömrünün bir kısmını Fransa’da geçirmesi sebebiyle kendisini "Fransız" sanan, bu toprakların değerlerine ise hep "yabancı" kalan bir isimden bahsediyoruz. Önüne geleni küçümseyen, tepeden bakan ve hakaret etmeyi bir üslup biçimi haline getiren tam bir kibir abidesi.
Türklükle, Müslümanlıkla ve bu milletin tarihsel mirasıyla yıldızı hiçbir zaman barışmadı. Hele ki bir yerde tesettürlü birini görse ya da Türk milletinin geçmişiyle övünen birine rastlasa, adeta kimyası bozulur, zehir zemberek açıklamalarına başlardı. Kendini fasulye gibi nimetten sayan, kerameti kendinden menkul bu anlayışın, Atatürk’ün "Türk, öğün!" düsturundan ne kadar uzak olduğu ise ortada.
"Kılıç Artığı" Gafı ve Cehaletin Sınırı
Son vukuatı ise bardağı taşıran son damla oldu. Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik kullandığı "kılıç artığı" ifadesi, sadece nezaketsizlik değil, aynı zamanda ciddi bir tarihsel ve siyasal cehaletin göstergesiydi. O kadar okul bitirmiş, Fransa’da yaşamış, yıllarca siyaset yazarlığı yapmış bu "Fransız yanaşması", bu terimin ne anlama geldiğini, hangi toplumsal yaraları kanattığını öğrenememiş. Belki de çevresindekiler bu gerçeği ondan bir sır gibi sakladı.
Bu talihsiz söz, tarihin acı hatıralarını taşıyanların canını bir kez daha yaktı. Sayın Kılıçdaroğlu gibi bir isme bu yakıştırmayı yapmak, ne yazarlığa ne de insanlığa sığar.
Şimdi soruyoruz: Mine Hanım, size kıyan o "kötüler" gerçekten kim? Yoksa aynaya baktığınızda gördüğünüz o kibir dolu yansıma mı size bu sonu hazırladı?
Yolunuz açık olsun diyemiyoruz; zira geride bıraktığınız enkaz, "iyi bilmemize" pek müsaade etmiyor.