Abdülhamid DOĞAN

Abdülhamid DOĞAN

Ayıntab’ın Kalbinde Sönmeyen Bir Ateş: Kara Yılan Destanı

Anadolu’nun kadim toprakları, tarih boyunca pek çok işgale, pek çok acıya tanıklık etti. Ancak bazı kahramanlar vardır ki, onların isimleri sadece tarih kitaplarında birer satır başı değil, bir milletin var oluş iradesinin sembolü haline gelir. İşte o isimlerden biri, Gaziantep’in (Ayıntab) sinesinden kopup gelen, hürriyet sevdalısı Molla Mehmet, nam-ı diğer Kara Yılan’dır.

Bir Köylüden Direnişin Sembolüne

Asıl adı Molla Mehmet olan bu yiğit, Elif Köyü’nde medrese eğitimi almış, toprağını seven vakur bir Anadolu delikanlısıydı. Hayatın olağan akışında belki de bir çiftçi olarak anılacaktı; fakat Mondros Mütarekesi sonrası Antep’in önce İngiliz, ardından Fransız çizmeleriyle kirletilmesi, onun fıtratındaki o büyük aslanı uyandırdı.

Anlatılanlara göre; bir yılanın yuvasını korumak için kendinden katbekat güçlü bir yırtıcıya karşı verdiği amansız mücadele, Molla Mehmet’e şu soruyu sordurmuştu: "Bir yılan bile yuvasını canı pahasına savunuyorsa, ben vatanımı nasıl savunmam?" İşte bu felsefe, onu Antep dağlarının korkusuz gölgesi haline getirdi.

"Vurun Antepliler Namus Günüdür!"

Fransız müfrezelerine karşı bir hayalet gibi süzülen, karanlıkta parlayan gözleri ve asla şaşmayan nişancılığıyla düşmana dehşet salan Molla Mehmet, halkın dilinde kısa sürede "Kara Yılan" lakabını aldı. O artık sadece bir savaşçı değil, açlık ve cephanesizlikle boğuşan Antep halkının umuduydu.

Karayılan ve emrindeki çeteler, modern orduların teknolojik üstünlüğüne karşı göğüslerindeki imanla savaştılar. Karabıyıklı mevkiinde devasa Fransız mühimmat konvoylarını durdururken sergiledikleri cesaret, imkansızın nasıl imkana dönüştüğünün en somut kanıtıydı. Onun "Vurun Antepliler namus günüdür!" haykırışı, Antep’in "Gazi" unvanına giden yolun ilk kıvılcımıydı.

Şehadete Yürüyen Ölümsüz Ruh

Her büyük destanın bir zirve noktası vardır. Kara Yılan için bu zirve, 24 Mayıs 1920’de Karahisar mevkii yakınlarında gerçekleşti. Mermisi biten ama vatan aşkı bitmeyen bu yiğit, süngüsünü takıp düşmana doğru koşarken aslında ölümsüzlüğe koşuyordu. Göğsüne isabet eden kurşunlar onu toprağa düşürse de, ismini tarihin altın sayfalarına mühürledi.

Sonuç: Bir Milletin Ortak Hafızası

Bugün Gaziantep’in sokaklarında yürürken rüzgarın fısıltısında Karayılan’ın sesini duyabilirsiniz. Onun mücadelesi, sadece askeri bir strateji değil; bir milletin namusunu, bayrağını ve ezanını koruma yeminidir. Karayılan, toprağın altında uyuyan bir fani değil, her 25 Aralık’ta, her hürriyet bayramında yeniden doğan bir bağımsızlık meşalesidir.

Ruhun şad, mekanın cennet olsun Ayıntab’ın yiğit evladı... Yaktığın hürriyet ateşi sonsuza dek sönmeyecek!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.