86 Yıllık Acının Gölgesinde: İhmalden İhyaya Erzincan

Bugün takvimler 27 Aralık’ı gösteriyor. 86 yıl önce tam da bugün, Cumhuriyet tarihimizin en derin yaralarından biri, baba ocağım Erzincan’da açıldı. 7,9 büyüklüğündeki o devasa sarsıntı, sadece toprağı değil, bir şehri ve binlerce umudu yerle bir etti. Resmi rakamlara göre 32 bin 962 canımızı toprağa verdik; şehrin nüfusunun neredeyse %75’i o soğuk kış gecesinde hayata veda etti.

Bir İnsanlık Dersi: Mahkumların Vefası ve Arakan'ın Kardeşliği

O zifiri karanlıkta devletin hantallığına ve dönemin tek parti zihniyetinin keyfiyetine inat, insanlık tarihine geçecek sahneler yaşandı. Erzincan Cezaevi’ndeki 241 mahkum, enkaz altındaki canları kurtarmak için dışarı salındı. Bir tanesi bile firarı düşünmedi; bin kişiyi sağ salim çıkardılar o yıkıntıların arasından. Gösterdikleri bu asalet, meclisten çıkan özel bir afla karşılık buldu.

Öte yandan, coğrafi mesafelerin gönül birliğine engel olamadığını gördük. Bugün zulüm altındaki Arakan’ın fakir halkı, o gün kendi azıklarından artırdıkları paraları biriktirip Erzincan’a, kardeşlerine göndermişti. İşte gerçek kardeşlik buydu.

Sekiz Çivi ve Bir Fay Hattı Trajedisi

Peki ya o günkü "devlet" aklı ne yaptı? Hafızalardan silinmeyecek bir trajikomediye imza attı İnönü hükümeti. Evleri başlarına yıkılan vatandaşa, hane başına "8 adet çivi" dağıttı. Evet, yanlış okumadınız; sekiz adet çivi! Bir evin temeline değil, bir tahtasına bile yetmeyecek o çivilerle insanlara "başınızın çaresine bakın" denildi.

Dahası, şehir yeniden kurulurken basiret bağlanmışçasına yine fay hattının tam üzerine inşa edildi. Bu plansızlığın ve vizyonsuzluğun faturası ağır oldu; 1992 depreminde, babasının yardımcılığını yapan oğul Erdal İnönü döneminde, Erzincan bir kez daha aynı kederle, yüzlerce can kaybıyla sarsıldı.

Dünle Bugünün Arasındaki Uçurum

Bugün ise bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız. Artık vatandaşını enkazda yalnız bırakan değil, afetin ilk anından itibaren tüm imkanlarıyla sahada olan, yaraları sarıp modern şehirler inşa eden bir devlet iradesi var. Yüz binlerce konut, sanayi bölgeleri ve altyapı çalışmalarıyla şehirler adeta yeniden ihya ediliyor.

Ancak ne acıdır ki; geçmişinde dikili bir ağacı olmayan, halkın derdiyle dertlenmeyi bilmeyen o "eski" zihniyetin bugünkü temsilcileri, yapılan her hayırlı işe kulp takmaya devam ediyor. Bu "sünepe" muhalefet anlayışı, yapılan yüz binlerce konutu görmezden gelip çamur atma peşinde.

Son Söz

Rabbim, bu milleti her türlü afetten ve zihniyeti karanlık yapılardan muhafaza eylesin. Geçmişin ihmalleriyle geleceği karartanlara değil, bu topraklara taş üstüne taş koyanlara ihtiyacımız var. 1939 depreminde yitirdiğimiz tüm hemşehrilerime Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanları cennet olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.