Ahmet Şükrü KILIÇ
Tevbe, beyanla başlar!
Her tövbe bir çığlıktır; sessizlikten doğan, vicdanın yankı odasında büyüyen, önce içini yırtan sonra dışını parçalayan bir çığlık. İnsan bazen ağzıyla susar ama yüreğiyle bağırır. İşte tövbe, o iç yangının dili olur. Lakin bazı yangınlar, yalnızca dumanla değil, sesle de duyurulmalıdır. Çünkü kimi günahlar sadece bireyi değil, bütünü yakar; sadece bir vicdanı değil, bir toplumun adalet inancını sarsar. Öyle günahlar vardır ki, gözyaşıyla değil, beyanla temizlenir.
Kur’an, pişmanlığın dilini öğretirken sessizliği değil, açıklığı işaret eder!
“Ancak tevbe edenler, hallerini düzeltenler ve gerçeği açıklayanlar müstesna…” (Bakara 2/160)
Bu ayet bir merhamet kapısı değil sadece; aynı zamanda adaletin kilididir. Bu kilit, sadece kalpten dökülen gözyaşıyla değil, dilden dökülen itirafla açılır. Çünkü bazı suçlar sadece Allah’a değil, halka karşı işlenir. Halk, susar ama dillendirmeye devam eder, unutmaz; kamu hakkı, beyan bekler.
Bir ihale hilesi, sadece rakibini ezmek değildir; adaleti katletmektir. Makamını ranta çeviren biri, sadece kanunu çiğnemez; insan onurunu da paspas eder. Emaneti zimmetine geçiren kişi sadece refah seviyesini yükseltmez, kamunun alınterini kirletir. Tüm bu haksızlıklar, bir avuç gözyaşıyla değil; bir ömürlük düzeltme, bir cesaretlik açıklamayla arınır.
Tövbe etmek, günahı ilmik ilmik çözmekse, beyan da o çözülmüş ipi kamu vicdanına sunmaktır. Çünkü halktan gizlenen, Allah’tan da gizlenmiş sayılmaz. Çünkü tövbe, sadece bir iç çekiş değil; aynı zamanda bir dış hesaplaşmadır. İnsan, içini onarmadan dışını temizleyemez. Ama dışını açıklamadan da içini arındıramaz.
Beyan, tövbenin dilidir. Beyan etmeyen, beyan olamaz. Çünkü susmak bazen inkâr etmektir. Sessizlik, kötülüğün üzerine örtülen yorgandır. Bu yorgan zamanla yeni günahların yatağı olur. Sen sustukça başkaları konuşamaz. Sen sakladıkça toplum suskunluğa boğulur. En sonunda, hakikat öksüz kalır.
Tövbe etmek, yalnızca “Pişmanım” demek değil; “İşte budur, ben yaptım!” diyebilmektir. Çaldığın yerde yerine koymak, kırdığın yerde yeniden örmek, yok ettiğini ihya etmektir. Vicdanını hafiflemek istiyorsan, önce halkın karşısına çıkacaksın. Çünkü Allah merhametlidir ama adaleti çiğnetmez. Adaletin ilk şartı, beyandır.
Kimi suçlar vardır, gece vakti bir odada işlenir; kapıyı kapattığında yankısı da içinde kalır. Ama kamuya karşı işlenen suç, kapalı kapılar arkasında bile toplumun duvarlarını sarsar. O suçun yankısı, milletin alnına kazınır. İşte bu yüzden, kamusal günahların tövbesi de kamusal olmalıdır. Çünkü çaldığın şey sadece para değil; insanların güveni, huzuru, duasıdır.
Kalbin mahkemesiyle halkın mahkemesi aynı değildir. Kalp pişmanlığı hisseder; toplum pişmanlığı duymak ister. Eğer bir suç, toplumun alnına yazıldıysa, affı da ancak toplumun kulağına okunan bir itirafla mümkündür. O yüzden, sadece ağlamakla değil; konuşmakla temizlenir vicdan. Çünkü gözyaşı ıslatır ama beyan arıtır.
Neden zor gelir insana beyan? Çünkü beyan, gururun mezar kazıcısıdır. Çünkü itiraf, içindeki putları deviren ilk çekiçtir. Çünkü açıklamak, kendine kurduğun yalan krallığının tahttan düşmesidir. Ama unutma ki; kırdığın bir kalbi tamir etmeden “İyi bir marangozum” diyemezsin. Günahın bir çivisi varsa, tövbenin bir çekici olmalıdır. Çakılan yerden değil, çıkarılan yerden başlamalı yeniden insanlık.
Ey gece duasında ağlayan ama gündüz beyan etmeye korkan kişi!
Unutma, bazı borçlar Allah’a değil, halka yazılmıştır. Halktan saklanan, Allah’tan da gizlenmiş sayılmaz.
Bir toplumun dirilişi, susanların konuşmasıyla başlar. Kimse kendini temize çekmeden toplumu arındıramaz. Tövbe, susarak değil, söz alarak yapılır. Mikrofonu hakikate uzatmadıkça, Allah’a seslenmenin ne anlamı var?
Kamu malını kendi hanesine taşıyan insan!
Gerçekten pişmansan neden hâlâ susuyorsun?
Gerçekten affedilmek istiyorsan neden hâlâ gizliyorsun?
Unutma!
“Beyan etmeden, beyan olamazsın. Islah etmeden, ıslah olamazsın. Açıklamadan, affedilmezsin.”
Tevbenin yarası, ancak beyanla kabuk bağlar. Sessizlik bir duadır ama beyan bir direniştir. Allah’a dönerken susabilirsin ama halka dönerken konuşmalısın.
Çünkü tövbe bir gözyaşı değil, bir adalettir. Adalet, sadece Allah’ın değil, halkın da razı olduğu bir arınmadır.
Kamu malını iç edenlere itibar edenler de en az onlar kadar gerçeğin üzerini örten küfür payandalarıdır.