Şehitlerimizin aziz kanlarıyla sulanmış bu mukaddes vatanın kurumları; ehliyetsizliğin, liyakatsizliğin, torpilin ve adam kayırmacılığın sığınağı olamaz, olmamalıdır. Bir ülkenin ayakta kalabilmesi, yalnızca sınır güvenliğiyle değil, o sınırların içindeki kurumların adaletle ve hakkaniyetle yönetilmesiyle mümkündür.
Torpil ve Kayırmacılık: Vicdanlara Vurulan Darbe
Bugün liyakati hiçe sayarak, devletin emanet makamlarına yapılan her haksız atama, yalnızca o makamı gerçekten hak eden, dirsek çürüten, emek veren insanların geleceğini çalmakla kalmıyor. Aynı zamanda devletin adaletine, milletin ortak vicdanına ve canlarını bu topraklar için feda eden şehitlerimizin aziz emanetine de onarılması güç, ağır bir darbe vuruyor.
Unutmamak gerekir ki; bir koltuğa ehil olmayan birinin oturtulması, sadece bir kadro meselesi değil, koca bir sistemin ve toplumsal güvenin sarsılması anlamına gelir.
Devletin Gerçek Gücü Nereden Gelir?
Tarih boyunca ayakta kalmış tüm güçlü devletlerin ortak bir sırrı vardır: Adalet ve Liyakat. Devletin gücü;
Tam aksine, devletin gerçek kudreti adaletten ve liyakatten doğar. Liyakati, yani "işi ehline verme" prensibini yok sayan her anlayış, devletin temellerini içeriden çürüten en sinsi ve en büyük tehlikelerden biridir. Dışarıdan gelen hiçbir tehdit, içerideki adaletsizlik kadar yıkıcı olamaz.
Makamlar Şahsi Menfaat Yeri Değildir
Şehitlerimizin canları pahasına bizlere emanet ettiği bu güzel vatanda, kamu makamlarının kişisel menfaatlerle, ahbap-çavuş ilişkileriyle doldurulması asla kabul edilemez. Bu makamlar; hak, hukuk ve liyakat ilkeleriyle, liyakatli kadrolarla doldurulmalıdır. Bu, sadece idari bir kural değil, aynı zamanda millî ve vicdani bir sorumluluktur.
Bu ilkeyi hiçe sayan, "bizden olsun da nasıl olursa olsun" diyen her türlü anlayış, milletin ortak değerlerine ve devletin bekasına doğrudan zarar vermektedir.
Eğer şehitlerimizin emanetine gerçekten sahip çıkmak istiyorsak, atacağımız ilk adım bellidir: Liyakatten asla vazgeçmemek! Çünkü adaletle ve ehliyetle yönetilmeyen hiçbir emanet, yarına güvenle taşınamaz.