BM'nin Kıbrıs Dayatmasına Tepki: "Türkiye ve KKTC Bu Oyuna İzin Vermemeli!"
BM Kıbrıs Temsilcisi Holguin’in temmuz sonundaki 5+1 konferansında dayatmayı planladığı sözde çözüm planı ifşa oldu. Toprak tavizi ve garantörlüğün sonunu öngören plana karşı Türkiye ve KKTC'nin dik durması gerekiyor.
Kıbrıs müzakerelerinde kritik bir dönemece girilirken, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Şahsi Temsilcisi Maria Angela Holguin'in temmuz ayı sonunda yapılması planlanan 5+1 gayriresmi konferansında, tarafların onayı olmadan tek taraflı bir çözüm planı sunmaya hazırlandığı iddia edildi. Güney Kıbrıs’ta yayımlanan Politis gazetesinin ortaya çıkardığı sözde çözüm planı, KKTC ve Türkiye’nin kırmızı çizgilerini tamamen yok sayıyor.
Çözüm Planı Sunma Yetkisi Olmayan BM’den Emrivaki Girişimi
Gazeteci-yazar Sabahattin İsmail’in güvenilir kaynaklardan doğruladığı bilgilere göre, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve şahsi temsilcisi Holguin, federasyon zemininde ısrar ederek büyük bir hataya imza atıyor. Türkiye'deki bazı çevrelerin; vize serbestisi, gümrük birliğinin güncellenmesi ve AB üyelik müzakerelerinin yeniden başlaması gibi vaatler karşılığında Kıbrıs’ta taviz verilebileceği algısı yarattığı ve BM'yi bu yönde cesaretlendirdiği öne sürülüyor.
2017 yılında Crans Montana sürecinin çökmesiyle federasyon seçeneğinin bittiğini belirten uzmanlar, KKTC’nin egemen eşitliği ve uluslararası statüsü BMGK tarafından teyit edilmeden hiçbir müzakere masasına oturulmaması gerektiğinin altını çiziyor.
Politis Gazetesinin İfşa Ettiği Planda Neler Var?
Sızdırılan plan, 2004 yılındaki Annan Planı ve Crans Montana’da çöken uzlaşıların genişletilmiş bir kopyası niteliğini taşıyor. Türk tarafı için kabul edilemez nitelikteki maddeler şunlar:
-
Toprak Tavizleri: Maraş, Mesarya ve Güzelyurt dahil olmak üzere en az 40 köyün Rumlara verilmesi, 100 bin Kıbrıs Türkünün yeniden göçmen konumuna düşmesi öngörülüyor.
-
Garantörlüğün Sonu: Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün sonlandırılarak yerine NATO garantisinin getirilmesi ve Türk askerinin adadan çekilmesi hedefleniyor.
-
Sözde Ortaklık: Ayrı egemenliği olmayan, iki kurucu devlete dayalı ancak merkeziyetçi bir yapı teklif ediliyor.
"Mavi Vatan'ın Savunması Kıbrıs'tan Başlar" Kıbrıs'tan vazgeçmek, sadece Kıbrıs Türk halkının güvenliğini değil, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını ve stratejik üstünlüğünü de tamamen yok etmek anlamına gelir.
Çözüm: Güçlü Devlet ve Temiz Siyaset
BM ve "Şer Üçlüsü" (Yunanistan, Rum Yönetimi, İsrail) tarafından dayatılan bu teslimiyet planına karşı Türkiye’nin net bir "DUR" mesajı vermesi bekleniyor. Öte yandan, KKTC içindeki yapısal sorunların çözülmesinin, teslimiyetçi politikalara karşı en büyük kalkan olacağı vurgulanıyor. Kıbrıs Türk halkının refahını artıracak adil bir düzenin kurulması ve KKTC'nin bağımsız bir devlet olarak sonsuza dek yaşatılması, hakların korunmasının yegane yolu olarak görülüyor.