Prof. Dr. Bekir TAVAS

Prof. Dr. Bekir TAVAS

Bloklar Arasında Türkiye: Akılcı Dış Politikanın Zorunluluğu

Ortadoğu, tarih boyunca krizlerin eksik olmadığı, her yeni gerilimin beraberinde devasa soru işaretleri getirdiği bir coğrafya. Bugün Gazze’den yükselen feryatlar, İran ve İsrail arasındaki gölge savaşının gün yüzüne çıkması ve küresel devlerin bölge üzerindeki satranç hamleleri, o meşhur soruyu yeniden gündeme taşıdı: Türkiye bu tabloda kimin yanında durmalı?

Aslında bir siyaset bilimci gözüyle baktığımızda, mesele "taraf seçmek" kadar basit bir tercih değildir. Uluslararası ilişkilerin soğuk dehlizlerinde devletler duygularla değil; matematiksel akıl ve stratejik çıkar hesaplarıyla nefes alır. Dolayısıyla Türkiye’nin adımlarını değerlendirirken ideolojik sloganlardan ziyade, jeopolitik gerçekliklerin sert zeminine basmak zorundayız.

Bölgesel Satranç ve Blok Siyaseti

İran’ın bölgesel nüfuz çabaları, İsrail’in sert güvenlik doktrini ve ABD’nin küresel hegemonya arayışı... Bu karmaşık denklemde Türkiye’nin herhangi bir bloğa kayıtsız şartsız eklemlenmesi, manevra kabiliyetini kendi eliyle kısıtlaması anlamına gelir.

Türkiye, tarihsel olarak çok katmanlı bir dış politika mirasına sahiptir. Bir yandan Batı kurumlarıyla bağlarını korurken, diğer yandan bölgesel aktörlerle diplomatik köprüleri yıkmaması, Ankara'ya kriz anlarında vazgeçilmez bir arabuluculuk kapasitesi tanır.

Çok Kutuplu Dünyada "Stratejik Özerklik"

Dünya sistemi artık tek kutuplu o eski düzenden çok uzakta. Bölgesel güçlerin inisiyatif aldığı, güç dengelerinin sürekli yer değiştirdiği bir evredeyiz. Bu yeni düzende orta ölçekli güçler için en rasyonel yol; tek bir merkeze yaslanmak değil, çok yönlü diplomasi yürütmektir.

Türkiye’nin jeopolitik konumu bu dengeyi zaten bir tercih değil, zorunluluk kılıyor. Karadeniz’den Akdeniz’e, Avrupa’dan Asya’ya uzanan bu devasa köprüde ayakta kalmanın yolu, rüzgara göre savrulmak değil, rüzgarı yönetmektir.

Sonuç: Dengelerin Aktörü Olmak

Türkiye için asıl mesele İran’ın yanında saf tutmak ya da Amerika-İsrail eksenine eklemlenmek değildir. Asıl mesele, Türkiye’nin kendi milli çıkarlarını koruyacak stratejik özerkliğini her şartta muhafaza edebilmesidir.

Unutulmamalıdır ki; günümüzün kaotik dünyasında güçlü devletler, tarafların figüranı değil, dengelerin kurucu aktörü olabilenlerdir. Diplomasi, yangına körükle gitmek için değil, yangını yönetmek ve sönümlemek için vardır. Türk devlet aklı da tam olarak bu soğukkanlılığı gerektirir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.