1. Takaichi’nin "Acı Reçetesi": Tüketim Vergisi ve Mali Risk
Başbakan Takaichi’nin seçim vaadi olarak tüketim vergisini düşürme veya askıya alma planı, piyasalarda deprem etkisi yarattı.
Neden Önemli? Japonya’nın devasa borcu için en büyük gelir kapısı olan vergilerin kesilmesi, Japon tahvil faizlerini (JGB) son 30 yılın zirvesine (%3.88 seviyelerine) fırlattı.
Sonuç: Japon yatırımcısı artık dışarıya (ABD tahvillerine) para göndermek yerine, kendi ülkesindeki yüksek faize dönmeye başlıyor. Bu, ABD borç sarmalı için "taze para" akışının kesilmesi demektir.
2. Yen ve Doların "Kutsal Takası"
Daha önce belirttiğim "FED’in Yen alıp Dolar satma" isteği, bu seçim sonuçlarıyla doğrudan bağlantılı.
Eğer seçimden güçlü bir "mali genişleme" yanlısı hükümet çıkarsa, BoJ (Japonya Merkez Bankası) faiz artırımlarına devam etmek zorunda kalacak.
Değer kazanan bir Yen, doların dünyadaki suni hakimiyetini kıracak en büyük balyozdur. Japonya'nın 8 Şubat'taki kararı, doların "değersizleşme" sürecini kontrolsüz bir çöküşten, kontrollü bir "Plaza 2.0" takasına dönüştürebilir.
3. "Sessiz Dev": Japonya'nın Faiz Artışı Beklentisi
Piyasa nasıl ki ABD'de faiz artışı ve yavaşlama istiyorsa, Japonya'da da artık "bedava para" devrinin kapandığını kabullenmiş durumda. BoJ’un Ocak sonunda faizi %0,75’te sabit tutması, tamamen 8 Şubat seçimlerini bekleme hamlesidir. Seçim sonrası gelecek bir faiz artışı, altın ve gümüşteki o "sert yukarı" hareketi perçinleyecek asıl yakıt olabilir.
"Eğer bugün Abe hayatta olsaydı, 8 Şubat seçimleri sadece bir hükümet değişimi değil, Japonya'nın ABD borç sarmalından ve dayatılan pasif para politikalarından koptuğu bir 'Bağımsızlık Günü' olurdu. Bugün Takaichi gibi isimler üzerinden yürütülen tartışmalar, aslında Abe’nin yarım kalan 'Büyük Japonya' projesinin küresel finansal sistemle (FED ve borç sarmalıyla) olan son hesaplaşmasıdır."